20 Mayıs 2009 Çarşamba

Ubuntucan'da multitouch olayı (a.k.a. Fussiktir!)

Bu gün Rıza kazara bir şey keşfetti ve bana da söyledi, bu şeyi ben de denediğimde verdiğim tepki şu oldu(Doğrudan chat logundan alıntı):
(05:28:41 PM) kuzux92*at*gmail.com/HomeAE98DB75: hasasasasasdaskdşlaskdşlasmdşlsamdşlsamdşsalmdşldsadmşaslmldaşsdölaşslödalşsödlşasödşlsadöşasldölaşsd
(05:28:47 PM) Rıza Kazemi: xD
(05:28:52 PM) Rıza Kazemi: ubuntu rocks :D
(05:28:53 PM) kuzux92*at*gmail.com/HomeAE98DB75: qüwğepğüqwleiaşsdiaxc.zxöczç.xcz.öxçcözx.çöc.çzxöcç
(05:29:18 PM) kuzux92*at*gmail.com/HomeAE98DB75: ebesinin amının klitorisinin en ucundaki hücrenin mitokondrisinin içindeki ribozom!!
Tamam sonuncusu biraz abartı olabilir. Olayın ne olduğunu da yine aynı logun hemen öncesiyle anlatabiliriz;
(05:18:21 PM) Rıza Kazemi: arda ubuntuda misin?
(05:24:27 PM) kuzux92*at*gmail.com/HomeAE98DB75: evet
(05:27:49 PM) Rıza Kazemi: cabuk bi resim ac resim gostericide ve pinch yap :D
(05:28:09 PM) kuzux92*at*gmail.com/HomeAE98DB75: pinch?
(05:28:23 PM) Rıza Kazemi: iphone daki zoom yapma sekli :d
Manası; Gnome Image Viewer'ın touchpad aracılığıyla multitouch şeylerini desteklemesi. Aynen iphone ve ipod touchtaki gibi touchpada böyle iki parmakla dokunup garip bir hareket yaparak zoom in/out yapmak. Tabi biraz sorunlu gibi, zoom out yapmaya çalışırken ters algılıyabiliyor ama ne mutlu ki zoom in esnasında sorun yok.

14 Mayıs 2009 Perşembe

Titinet sen bu yaratıcı fikirleri nerden buluyorsun merak ediyorum

http://www.internethaber.com/news_detail.php?id=191937
Bu gün titinetcan'dan gelen açıklama'ya göre minimum adsl hızı 8mbit olacakmış, aman ne güzel, quiknet'in rekabet ortamı yaratması işe yaradı derken haberin alt kısmında "15 GB'lik bir sınır koyuyoruz. Buradaki suistimalleri engellemek için.." kısmını görünce oldukça ilginç hisler kapladı içimi. Sınırsız internete sınır getirdiler, bunu hiçkimse, Suudi Arabistan, İran, Çin hatta Kuzey Kore dahi düşünememişti. Bu nedenle çok sevgili titinet yöneticilerini kutluyorum bu fikirden dolayı. Acilen patenti alınmalı. Ayrıca 15 mbitlik "suistimal limiti"ni nasıl belirlediler acaba? Niye 10 ya da 20 değil de 15gig?
Ayrıca, bu gidişle zaman içinde şu duruma geri döneceğiz:

Onun dışında, tabi şu fotoğrafı da titinetle ilgili postcanlara koymazsak olmaz tabi;

Biterken Village People - YMCA çalıyordu

10 Mayıs 2009 Pazar

Geceyarısı Saçmalamaları - 42

*az önceki alt benlik(bu kelimenin ingilizcesi neydi ya? alter ego muydu yoksa ben mi yanlış hatırlıyorum) der ki, aradan bir miktar süre(10 dakika falan) geçti, saat de 23.42 yi vurdu, 42 hakkında saçmalaması koşuluyla esas oğlanın saçmalama kanallarını geri açıyorum*
42 ye hep beraber tapıyoruz. Bu post da 2009 yılında bu bloga yollanan 42ci post. 42 sen bizim herşeyimizsin. Falan, filan. Az önce yandaki "Homer Simpson Quote of the Day" i şu anda tam hatırlayamadığım bir şekilde yanlış okudum ve bir an Homer'ın Otostopçu'ya referans yaptığını düşündüm. Ne yazık ki yanılmışım. Onun dışında, merak ederim, Futurama'nın bu kadar bölümünde ufak tefek de olsa her tür bilimkurgu esere referanslar var, ancak otostopçuya, o kutsal kitaba yok. İnsan bi Fry'a 42 dedirtir, veya nebileyim farelerle ilgili bişeyler olur, paranoid bir androide rastlarız, bir bölüm isminde minik bir referans olur falan ancak şimdiye kadar bütün bölümleri ve filmleri en az üçer kez izlemiş olmama rağmen Futurama'nın 72 bölümü ve 4 filminde bir tane bile yok. Neden yok?? Neden?!?! Futurama izleyicisi otostopçu için çok mu aptal? Yoksa çok mu akıllı? Yoksa çok mu az absürd? Yoksa otostopçunun bir tarafıyla dalga geçip otostopçu dinine inananları kırmak mı istemiyorlar? HA?!?!?
Not: Futurama çizgi romanlarını henüz bulamadığım için onları okuyabilmiş değilim, belki(bir umut?) onlarda vardır, kim bilir?(El cevab: Wikipedia)
O değil de, Havlu günü geliyor, hazırlık yapmak lazım.
Bu yazı biterken dışarıda ismail yk - bas gaza, kafamda ise coldplay - viva la vida çalmaktaydı(ertuğrul özkök bugünkü yazısında bahsetmiş viva la vida'dan ya?)

editeditedit!baskıyıdurdurunfalanfilan!: futurama sezon 5 bölüm 3 - the route of all evil'da bir otostopçu referansı var! Ancak o kadar obscure bir referans ki, ben bile 3 kez izlememe rağmen farkedemedim!

Professor Farnsworth denies it, but Cubert says Farnsworth declared himself dead "as a tax dodge". The Futurama writers might deny it, but this is very similar to Hotblack Desiato, of the rock band Disaster Area, having himself declared dead as a tax dodge, in Restaurant at the End of the Universe, the second book in The Hitchhikers Guide to the Galaxy series by Douglas Adams.

Cidden baya bi obscure imiş, hani farketmek imkansız gibi. Kim farkettiyse bravo diyorum.

Mazoşizmin übergeek versiyonu

1.5 ay normal okul derslerine girmeyince insan bu zıbıdıkların ne kadar sıkıcı olduğunu unutuyor. Geçen hafta bunun ve baharın etkisiyle geçmek bilmedi, şu anda şafak sayıyorum ve sanırım 18 iş günü kaldı bitmesine(son haftayı adamdan saymıyorum). Eğer 18 mayısı(kaynar o kaynar) ve 5 haziranı(son sınavdan sonraki gün, cuma) da saymazsak 16'ya düşebiliyor. Neyse, bu aşırı sıkıcı derslerde olayı mazoşizme döktüm ama tabi ki kendi usulümde. Dedim Bilgisayar Olimpiyatı 1.aşamada nasıl olsa bizi "bu kod ne yazdırır ülen?" sorularıyla interpreter olarak kullanıyorlar, ben de kendimi compiler olarak kullanıp basit c zıvırlarını derste elle compile ederim. Hem biraz sıkıntıyı alıyor, hem de baya zaman alıyor. Oh ne güzel. Duyan sıyırdığımı düşünüyor ama o kadarı olacak artık, dimi?

Geceyarısı Saçmalamaları - NeM

Sabah 6.20 de kalktığım için(Ben Numan Rıza sabahın köründe Sultanahmet'e gittik, okuldan müze kart verilince, "beleş!!" diye bağırarak, neyse) şu anda benim için yeterince geceyarısı. Bu nedenle aklıma gelen süper-über saçma şey bu; oldukça güzel saçmalıkta bir muhteşemlik ve NEM üçlemesi ürettim. Neoklasik Mimari, Neoklasik Metal & Nothing Else Matters (üçü de muhteşemdir). Aslında bu üçlemenin bi tarafına "Neoklasik Hıyar"ı da sokmaya çalıştım ama NeM şemasına uymadı. Neoklasik Muşmula falan olsa güzel olurdu ama elimizdeki şey muşmula değil, hıyar. Ama onu uydurmak için de "Neoklasik üçlemesi" yapılabilir. Neoklasik mimari, metal ve hıyar şeklinde.
*bu postun yazılması saçmalık dozunun normallik sınırının n! katına çıkması nedeniyle kuzux'un bilimum diğer alt benliklerinden biri tarafından sonlandırıldı. iyi de oldu*

7 Mayıs 2009 Perşembe

Haaaaaaayııııııırr!!!

Geçen haftasonu çok ama çok acı bir haber geldi Amerika'dan bir yerlerden. Bütün oyun dünyasını derinden sarsan, beni ortalamadan da çok sarsan bir haberdi bu. Duke Nukem'in yapımcısı 3DRealms, kepenk kapatmış, batmış falan filandı. Bu batışın dışında, bu güzide oyunun yayıncısı, isim hakları sahibi Take Two da, "bu oyuna bütçe mütçe ayırmıyoruz, çıkaracaksalar çıkarsaymışlar 12 senedir" dedi. Bu nedenle, 12 yıldır büyük, devasa umutlarla beklediğimiz, kusursuz olmasını umduğumuz güzide oyunumuz Duke Nukem Forever iptal edilmiş oyunlar cehennemin dibini boyladı. Benim için özel yanı ise, ne zaman çok feci bunalsam, kafayı yeme sınırına gelsem, Duke Nukem Forever benim için gelecekten umuttu. O oyun çıkacaktı, çok uzak gelecekte de olsa. Sonsuz gibi gözüken tünelin içindeki minik ışık gibiydi. Neyse, başka şeyler buluruz şimdi kendimize. Futurama 6.sezon olabilir mesela, onu bekleriz biraz da.
Biterken Megadeth - She-Wolf çalmaktaydı.

6 Mayıs 2009 Çarşamba

Geceyarısı Saçmalamaları - Forth ve REPL

Kuzux ile geceyarısı saçmalamaları(leyt nayt saçmalamacanları daha mı iyi olurdu acaba?) programına hoşgelmişsiniz. Bugünkü saçmalama fikrim, garip gurup stack-based programlama dili Forth ve geleneksel Lisp zıbıdığı REPL => Read Eval Print Loop. Şimdi bu ikisinin ne alakası var dersek, Forth da gayet interpreted bir dil olarak REPL yapılabilen bir şey. Hatta closure destekleyen ve read, eval, print ve loop fonksiyonları bu isimle tanımlı olan bir forth diyalekti alırsak(standart forth'ta closure yok, "parsing mode" tarzı bir kavram var, closurelar olsa çok daha iyi olurdu. read, eval, print ve loop fonksiyonlarını da daha başka süper isimlerle tanımlayabiliriz. mesela bunlar sırayla input, exec, out, repeat olabilir) REPL'yi şöyle bir kodla elde edebiliriz;

[read eval print] loop

Tam süper oldu, ancak biraz fazla saçma gibi. Açıklamak gerekirse; read burada input alıyor, aldığı inputu stack'e push ediyor. Eval bu stackin tepesindeki kodu pop ediyor, evaluate edip sonucunu stack'e push ediyor. print ise stack'in tepesindeki elemanı pop ve print ediyor. loop da stack'in tepesinde bir closure alıp(closure umuz köşeli parantezlerle delimit ediliyor farzedelim) onu sonsuza dek döndürüyor. Ne güzel?
Bir ekstrem saçmalama seansının daha sonuna gelmiş bulunmaktayız, esen kalın

Empathy DNS Cache sorunu ve çözümü

Ubuntu altında yaşadığım ancak çözüm bulamadığım oldukça ufak bir sorun vardı. Bağlantı gidip geldiğinde Empathy, msn'e bağlanamamaktaydı. Sonra farkettim ki, bağlantı gittiği anda Empathy'i kapatıp geldiğinde açarsam herhangi bir sorun çıkmamaktaydı. Ancak bağlantı gittiğinde Empathy bir kez network error verdimiydi, sonrasında logout olana kadar msn'e bağlanamamaktaydı. Bunun sorununun DNS cache'te olduğunu tahmin ettim, ama baktığımda ubuntu'nun systemwide bir DNS cache'inin olmadığını gördüm. Sonrasında sorunu çözemeyince boşverdim ben de. Neyse bugün de aynısı oldu ve bu sefer Empathy'i açık unuttum. Bir süre sonra farkettim ki işlemci kullanımı tepelerde dolaşıyor. System monitor'den telepathy-butterfly adlı processin işlemcilerin birini komple kullandığını gördüm. Bunun üzerine o processi kill ettim. Telepathy Empathy'nin kullandığı backendin ismi, bunu restart edince aklıma geldi, belki DNS cacheleyen telepathy'dir, şimdi sorun düzelmiştir dedim ve dediğim doğru çıktı. Bu sorun da bu şekilde çözülmüş oldu.
Tek cümlede sorun ve çözümü özetlemek gerekirse;
Eğer Empathy'de bağlantı gidip geldikten sonra connection error alıyorsanız, telepathy-butterfly processini kill edin.

4 Mayıs 2009 Pazartesi

Ruby 1.9'daki bir gariplik

Ruby 1.9, diğer bir çok güzel zıvırla birlikte, çok piskopat bir encoding desteği de sağlıyor. Tabi düşündüğümüzde neden böyle yüzlerce encoding'e ihtiyacımız olsun ki, bize UTF-8 yeter diyoruz ama sonuçta Ruby Japonya'da ortaya çıkmış bir dilcan, oralarda baya popüler hem, o yüzden bu konuda birazcık overkill davranmış 1.9. Neyse, bu yeni encoding desteği olaylarını deniyordum, oldukça garip bir davranış gördüm. Metod isimlerinde Türkçe karakter kullanmamızda bir sorun yok, ancak sınıf isimlerinde sorun çıkıyor biraz. Sorun da şu, sınıf isimlerinde Türkçe karakter kullanabiliyoruz ancak ilk karakter hariç. Ruby'de sınıf isimleri constant olmak zorunda olduğu için ilk harfleri büyük harf olmak zorunda, bu büyük harf kontrolünde de standart ascii dışındaki karakterlere bakılmıyor, e büyük Ç, Ğ falan da olsa adamdan saymıyor. Sonuçta; Çğıöşü adlı bir sınıf tanımlamaya kalkınca hata veriyor ancak Açğıöşü adlı bir sınıf gayet güzel çalışabiliyor.

~Issız adada ~2.5 gün, Televizyon ve Metal

Bizimkilerin 1 Mayıs'ı fırsat bilerek yazlığa gitmesi sonucu geçtiğimiz haftasonunu Gelibolu yakınlarındaki yaklaşık olarak bir ıssız adada bulunan yazlıkta geçirdim. Tabi benim için internet bağlantısı eksikliği = yaklaşık ıssız ada olduğundan dolayı pek mutlu bir deneyim değildi. Neyse, normalde izlediğimden daha fazla televizyon izledim ve bu 2.5 gün süresince oldukça ilginç fon müziklerine rastladım. İlk olarak, sanırım star haberdeydi, 1 mayıs'ta anarşistlerin Türkiye'deki ilk göze batan eylemlerini gerçekleştirmesinden(göze batmayan eylemler daha önceden oldu tabi, hatta bunlardan birinde ben de vardım) bahseden haberde fon müziği olarak Rammstein - Du Hast kullanılmıştı. İyi de uymuştu, tam böyle camı kırarken gaz yeri giriyo falan.
Ondan bir gün sonra, gündüz gündüz TRT1'de yayınlanan TSK propaganda programı formatındaki "Savaşta ve Barışta Türk Ordusu" adlı zıvırda(TRT1'de değil de 2 3 te falan olurdu sanki bu eskiden ya, 1 de o kadar düştü demek ki) oldukça ilginç fon müzikleri duydum. O günkü programın konusu Hava Kuvvetleri idi. İlk olarak bariz bir şekilde metal olan ama kimindir, hangi grupcanındır falan çıkartamadığım bir şarkı duydum, pek önemsemedim. Sonrasında pilotlar böyle "Çok zor iş yapıyoz, süferiz, hard proyuz" gibisinden kendileriyle övünürken arka planda Joe Satriani - Super Colossal çalmaktaydı(Satriani'nin pek sevmediğim bir şarkısıdır ama olsun :) . Bu sahneden sonra, böyle bu pilotların aileleriyle yapılan röpörtajımsılar girdi, duygusal bir ortam oldu, arkaplanda tabi herkesin tahmin edebileceği gibi NEM çalmaya başladı(Buna o kadar şaşırmadım, her an her yerde çalma potansiyeli olabilen bir şarkı bu).
Bu programcanla aynı günün akşamı, Kanal D'nin ana haber bülteninde The Marmara'ya 1 Mayıs'ta asılan "1977'nin failleri bulunsun" afişi ve onu asanlarla ilgili haberinin de arka planında Enter Sandman çalmakta idi gayet.
Gönül isterdi bu 3 günlük TV izleme durumunda 4 değil, 42 tane böyle jenerik müziği duyalım, ama 4 de fena değil hani. 42/10 sonuçta(/ operatörü tamsayı bölümüdür, öbür türlü olunca çok processor cycle'ı yiyor)