3 Nisan 2009 Cuma

Ubuntucan üçüncü partcan

son partcandan beri çok oldu ubuntu ile ilgili yazmayalı(gerçi neredeyse hiçbişey yazmadım o zamandan beri ama). tabi o arada çok şey oldu. neyse, anlatmaya başlayayım. okulun beleş verdiği laptopa linux kurmaya üşenip komple windose kurdum. sonra bir süre gayet desktopcanımda ubuntu kullanmaya devam ettim. sonra garip bir şekilde desktopcanın anakartının bir zıbıdığı yandı(tam nesi hatırlamıyorum, çok oldu). sonra desktopu kullanamazken ben leppidi toppidi'me alıştım, bağlandım. tabi üşengeçliğin doruklarında gezdiğim için laptopa ubuntu falan kurmadım. hatta üşengeçliği o kadar abarttım ki windose altındayken reboot'a üşendim, 1 ay gibi uptimelar yakaladım(bunu nasıl yaptığıma şaşıyorum)(1 aydan fazlaya çıkamadım). sonuçta aradan fazlasıyla zaman geçti. ayrıca windose kullanırken neredeyse kernel vs. hariç hiçbir maykrozort ürünü kullanmadım(hani window manager bile farklıydı). sonra bi şekilde mahalle baskısı sonucu(yakınımda bulunan herkes ubuntuya yöneldi, ben ortamdaki en eski olan ama o anda kullanmayan ubuntu kullanıcısı olarak kaldım) kurdum. bu arada bir ara aldığım 500gig external hdd sayesinde yedekleme şeyi biraz daha kolay oldu. soonacıma geçen seferkinden bile daha memnunum. en ufak bir drivermış, codecmiş, zartmış zurtmuş hasanmış hüseyinmiş sorun etmedi(ipod dahil). ayrıca precompiled olarak repositorylerde bulunan bonus ruby libraryleriyle beni mest etti. eğer sürç-ü lisan eylediysek muhtemelen sorun etmezsiniz, zira saçmalamalarım içinde farkedilmezler bile. e gecenin bu saatinde, son 17 buçuk saattir ayaktayken(konferans esnasındaki 10 dakikalık kestirme hariç) saçmalamak o kadar da anormal olmasa gerek. zzzzz....

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder