Bu blog postu, bütün olarak esasen bir facebook status update'i idi ancak ilk halini post etmeye kalktığımda 777 karakterdi(vi-vi-vi*7/6, bir işaret olabilir) fakat bu update'i yollamaya çalışmamla birlikte öğrendim ki facebook'un izin verdiği status update'lerin karakter limiti 420 imiş(neden 420 olduğundan emin değilim, 140*3'ten 1 facebook status update'i 3 twitter tweet'ine eşittir diyen bir developer'ın marifeti, 42*10'dan otostopçunun galaksi rehberi fanı bir developer'ın marifeti veya komple alakasız bir nedenden dolayı olabilir), ki bu da bu saçmalamayı bir facebook update'i olmaktan çıkartıp blog postu olmaya zorladı ve belirgin bir şekilde uzun olan bir aradan sonra tekrardan bir blogcan postu yazmamı sağladı. Neyse sadede gelmek lazım, laf salatası her ne kadar tadı fena olmayan bir salata türü olsa da(içinde her türlü tavuk mamülü bulunduran salatadan belirgin bir şekilde iyidir derim ben) içerdiği yoğun miktarda mayoneze eşdeğer ve boş laf formatında olan malzemeler nedeniyle bayması çok uzun sürmüyor.Evet geldik mi? Geldik.
İndirmem gereken software update'lerinin boyutu 122mb'ı bulmuş, peki boyutları arttıkça indirme olasılığım azaldığını varsayarsak(gayet destekli bir varsayımdır, elimde her ne kadar henüz kesin ve düzgün olarak ifade edilmiş olmasalar da gözlemsel veriler bulunmaktadır), zaman içindeindirilecek update'lerin boyutu sonsuza gitmez mi? Ve bu durum da merkezi yarı-otomatik update'lerin(indirilmesi gereken update'leri toplu olarak gösterip indireyim mi diye kullanıcıya soran update yöntemi) konsept olarak hatalı olduğunu göstermez mi?
Tabi bu demek değildir ki merkezi yarı-otomatik update sistemi kullanılmaması gereken bir sistemdir, elimizdeki viable seçenekler arasında artı/eksi oranı en yüksek olan sistem olduğu yönündeki fikrim bu belirgin hataya rağmen an itibariyle sabittir.
Diğer update sistemlerinin dezavantajlarına gelirsek; mesela sistemin kimseye sormadan otomatik olarak update etmesi hem kullanıcıyı kıllandırır; hem de update etmek istemediğimiz, eski versiyonundan memnun olduğumuz yazılımlar olabilir, bunları update etmememizi engeller.
Bunun dışında windose/mac usulü komple manuel update ise elimizdeki yazılımları update etmemizi başlı başına ayrı ve bant genişliği dışında belirgin bir şekilde kullanıcıdan zaman isteyen bir işlem olduğundan merkezi yarı-otomatik update'le sadece aynı temel hatayı paylaşmakla kalmaz, bu hatayı daha da belirginleştirip bu update sistemine maruz kalan neredeyse bütün kullanıcıların eskimiş yazılım kullanmasına neden olur.
Merkezi olmayan update sistemleri ise merkezi update sistemleri gibi ya tam otomatik ya da yarı-otomatiktir ve genel olarak kendi alttürlerindeki merkezi update sistemlerinin temel sorunlarını paylaşırlar ve bunun dışında büyük ihtimalle arkaplanda merkezi update sisteminden daha fazla sistem kaynağı tüketirler(Merkezi olmayan update notifier'ların her biri üç aşağı beş yukarı bir merkezi update sistemiyle aynı özelliklere ve sistem kaynağı tüketme yetisine sahiptir, bunlardan n tanesinin aynı anda çalıştığını varsayarsak merkezi bir update sistemininin tükettiği kaynağın n katını tüketmeleri işten bile değildir).
Sonuçta, lan sonuç bulamadım, düzgün sonuç bulmaya çalışırsak;
1. Laf salatasını fazla abartmamak lazım
2. Her ne kadar gayet süper olsalar da, merkezi yarı-otomatik software update'lerinin hataları olduğunu kabullenmek lazım.
3. Her ne kadar hataları olsa da, merkezi yarı-otomatik software update'lerinin gayet süper olduklarını kabullenmek lazım.
4. Her ne kadar kimsenin okumayacağını bilsek de, saçmasapan blog postları yazmaktan kaçınmamak lazım, belki bi gün bir işe yararlar. (Aslında blog postlarının yazılmaya değer olmaları işe yarama olasılıkları ve harcanan zamana bağlı bir fonksiyon olarak ifade edilebilir, hatta işe yarama olasılıkları ve üzerlerinde harcanan zaman birbirine bağlıysa ideal derecede yazılmaya değer blog postları oluşturulabilir [Bu arada, blog postunu yazmadan onun işe yarama olasılığı ve üzerinde harcanan zaman tespit edilebilir mi ki?])
4 Mart 2010 Perşembe
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder